RAFİNE VE PEMBE: ‘TERÖRİZM!’
Ares Kıvanç Dönmez’le ‘Sahneden Biraz’;
‘nin katkılarıyla yayına hazırlanmıştır.
‘Bağımsız’ ve ‘alternatif’ yapı, ‘Sahneden Biraz’, her türlü ‘baskı-şiddet-taciz-zorbalık ve ötekileştirme’ye karşıdır!
‘SAHNEDEN BİRAZ’ UYARISI: Yazıya geçmeden önce bilin, LÜTFEN! Bu köşe 'Green Peace’i (Yeşil Barış), 'WWF’yi (Dünya Doğal Hayatı Koruma Vakfı),'Amnesty International’ı (Uluslararası Af Örgütü), Human Rights Watch’u(İnsan Hakları İzleme Örgütü) 'TEMA’ yı ve 'Save The Children’ı (Çocukları Koruma Vakfı), görece ‘daha iyi bir dünya’ desteklemektedir!
Bu desteğin karşılığı hiçir şart ve koşulda kesinlikle ‘maddi’ değil, mümkün olursa ‘manevi’dir.‘ Yalnızca son ağaç kesildikten, son ırmak zehirlendikten, son balık yakalandıktan sonra...Ancak ondan sonra paranın yenemeyeceğini anlayacaksınız.’ (Marlo Margon-Bir Çift Yürek)
İLETİŞİM: kiracdonmez@gmail.com
Süreç işleyişi: -Tüm mailler aynı gün cevapladırılır ve bekletilmez.
-Mail süreci uzatılmadan, telefonla sesli iletişime geçilir.
Kıvanç İlkesi: Söz veriyorum: Size doğru olmayan bir şeyi, o an doğru onu gerektiriyor ya da kendi doğruma “doğru” geliyor diye doğru gibi yazıp göster(e)mem.
Bir tek şey için söz ver(e)mem: Taraf tutmamamı istemeyin benden. En taraf sız anımda, farkında bile olmadan bir tarafa geçmiş olabilirim. Kişilerin ve yerlerin asla ama ‘düşünce’ ve ‘fikir’ lerin daima.
MOTTO: ‘Sahneden Biraz’, sahnede gerçek olan ve gerçeğin kendisi ile ilgili olan şeylerin tamamı ile ilgilenir ve ‘gerçek sanat’ ile çok gerçek bir alışveriş içerisindedir.
Bir performans, sahnede başlar ve biter ama ‘Sahneden Biraz’ da uzun süre devam eder.
“Rafine ve Pembe: Terörizm!” başlığı ile kaleme alınan bu yazı, ‘07 Mayıs 2024 Salı’, günü, saat ‘20:30’da, gösteri mekanı ‘Alan Kadiköy’de gerçekleşen ‘Terörizm’ adlı oyunun ana değerlendirme yazısıdır.
ÖZEL TEŞEKKÜR: ‘Bahçe Galata’ ile ‘Sahneden Biraz’ arasındaki iletişim sürecini sorunsuz bir şekilde yürüten bu iletişimin kurulmasında aktif bir rol üstlenen sayın ‘DERYA ŞAHAN’a özel olarak ‘teşekkür’ ederim..
‘Bahçe Galata’yı bir işletme olarak kaleme alacak olduğumu yazıda ‘Şahan’ a ayrıca yer vereceğim. https://bahcegalata.com/
‘Sahneden Biraz’, iyi okumalar diler. Değerlendirme yazısı; “Rafine ve Pembe: Terörizm!”, bu noktada başlıyor! https://bahcegalata.com/oyun/terorizm
BAHÇE GALATA-TERÖRİZM-KÜNYE:
Yazan: Presnyakov Kardeşler
Çeviren: Natalia Nilüfer Denissova
Yöneten: Saim Güveloğlu
Yönetmen Yardımcısı: Derya Özsoy
Işık Tasarımı: Utku Kara
Kostüm ve Dekor Tasarımı: Hilal Polat
Müzik: Berkay Özideş
Fotoğraf: Gençer Yurttaş
Işık ve Efekt Kumanda: Derya Özsoy
Afiş/Broşür Tasarım: Semih Ali Aksoy, Atilla Tolga Güneş
Oynayanlar: Bilgesu Akın, Defne Koldaş, Derya Şahan, Fatih Sevdi, Semih Ali Aksoy, Tansu Biçer, Tolga Güneş, Tülin Özen, Zeynep Çötellioğlu
Yaklaşık 90’ sürer; ara yoktur.
Yaş Sınırı: +13
‘Kadıköy Tiyatrolar Platformu’ ve farklı alanlardan tiyatrocuların görüş ve önerileri dikkate alınarak projesi çizilen yeni nesil gösteri mekanı ‘Alan Kadiköy’ de, https://alankadikoy.com/ ‘07 Mayıs 2024 Salı’ günü-saat ‘20:30’ da göste rimi gerçekleşen ‘Terörizm’ i izler izlemez, iki büyük ‘felaket’ haberiyle sarsıldı ülke. https://bahcegalata.com/
‘Toplumsal terör’ ün, ‘bozulmuş bireysel duygular’ ve bunların dışa vurum yoluyla geldiği yer, en az sahnede sunulan kadar sarsıcıydı.
‘Terörizm’ sadece izlersen iyi bir oyun ama tasarladığı gerçeği görürsen buna müsteniden söz konusu iki ‘felaket’ ile güncel için upuygun! https://tiyatrolar.com.tr/tiyatro/terorizm
İşte bu nedenle her iki haberde içerdiği ‘terörü’ ile bu yazıya kanlı-canlı birer omurga. Benzer nicesi ile ‘ağır terör’ altında kalan nerede kim varsa, ‘Terörizm’ çıkmaya yardımcı olmak için ‘Bahçe Galata’ nın sene boyunca program akışında. Günümüz koşullarında ‘terörizm’in gerek ‘ülkesel’ gerek ‘bölgesel’ gerekse de ‘küresel’ düzeyde önemli bir ‘tehdit kaynağı’ haline geldiği apaçık ortada.
Bu tehtidi gören ve ‘Terörizm’ adlı oyunla temeline inen ‘Bahçe Galata’ terör kavramını saf ‘şiddet’ içeren bir güç olarak ele alıyor.
Bu gücün, ‘kitle iletişim araçları’ ile kurduğu ‘spekülatif ilişki’ üzerin- den neyi; ne şekilde ve ne ölçüde ‘terörize’ ettiğini gözler önüne seriyor!
Günümüz dünyasını etkisi altına alan, son zamanların moda eğilimi ‘apati’-yi yani daha anlaşılır biçimde ifade etmek gerekirse ‘yoğun ilgisizlik ha- li’ ni sersemletici bir şekilde izleyenin yüzüne vuran oyun ‘sıkıyorsa yüzle şme’ diyerek bu konudaki büyük iddiasını ortaya koyan oyun, şunu söylüyor: https://bahcegalata.com/oyun/terorizm
“Nicedir ne çok şey oluyor ama nasıl da hiç ‘olmuyormuş’ gibi duruyor. ‘Olan’ oluyor; sonra üzerine bir-iki konuşuluyor; ve her nasıl oluyorsa; haki katen bu nasıl başarılıyorsa daha hatırlamaya fırsat tanımadan unutuluyor. https://bahcegalata.com/
‘Olanla etkileşim’, olana asla tam bakmadan, çok yakınlaşmadan ve derin bir yaklaşımda bulunmadan oluyor ve sonuç olarak bu da söz konusu etkileşimde bir kriz doğuruyordu.https://bahcegalata.com/oyun/terorizm
Bu ‘etkileşimsel kriz’, sosyal medya aracılığıyla domine ediliyordu. Sığ bir kimse olmayı ‘trend’ haline getiren ve bunda giderek trendleşen guruya da hava gibi, su gibi yarıyordu.
Sonuç mu? Topluma egemen bu ‘sosyo etkileşimsel kriz’, bu ortamın ister içinde ol istersen dışında, seni ‘terörize’ ediyordu. https://bahcegalata.com/
Her seferinde daha feci bir şey sunan ve sunduğu bu feci şeye daha feci tepkiler alan ‘sosyal medya’, sosyal hayatı bu şekilde sararak ve onunla bütünleşik bir şekilde çalışarak bir anda ‘pembe’yi siyaha, ‘siyah’ı ise pembeye buluyabiliyor ve ‘terör’, dijital ortamda edindiği uygun renkle isterse çok hafif isterse de çok sert bir geçiş sağlıyordu. Birdenbire, bakanın gördüğü yer; görenin baktığı yer olabiliyordu. https://bahcegalata.com/oyun/terorizm
İşte...‘Alan Kadiköy’ ü, ‘Kadiköy’ de; ‘Terörizm’i ise, az önce bittiği yerde; ‘Alan Kadiköy’ de bırakıp tam evin yolunu tutacaktım ki bir hızla sahneye geri döndüm ve az önce bu sahnede olup biten herşeye kendi mi yeniden gömdüm. ‘Terörizm’ için ‘son teslim tarihi’ önceden belirlen miş olan bir yazı üretemeyecek olduğumu gördüm. Bir kaç gün sadece düşündüm...https://bahcegalata.com/oyun/terorizm
Neden sonra...‘Terörizm’ in (bir oyun olarak) güncelle olan ilişkisini kur- maya gittiğim bir noktada, ‘sosyal paylaşım’ sitesi ‘instagram’da o haber çıktı karşıma. Can sıkıcı bir ‘son dakika’ gelişmesiydi ve atılan başlık harfi harfine şu şekildeydi:
“Sultanbeyli’de ‘15’ kişi sırayla, ‘13’ yaşında bir çocuğa ‘tecavüz’ etti.” 15-kisinin-istismar-ettigi-cocuk-davasi/
Başlık bu şekilde atılıyor, detaya ise şöyle iniliyordu: “Ağabeyi cinayet suçundan cezaevinde olan, ‘13’ yaşındaki ‘A.A’ önce okul arkadaşı tarafından ‘tecavüz’e uğrayarak kayda alındı. Alınan kayıtlar önceden planladığı şekilde kullanıldı ve söz konusu görüntüler bir anda ilçeye yayıldı. Tam ‘13’ kişi çocuğa tecavüz ederek, ‘görüntüleri ağabeyine izletiriz. Cezaevinden kaçar, seni öldürür’ diyerek şantaj yaptı.
‘13’ yaşında bir çocuk sistematik ve bilinçli olarak ‘15 kişi’ tarafından tecavüze uğruyorsa, bu ‘15 kişi’yi devlet cezaevine atıpta bakması artık, yeterr…‘Bugün de utancın dibini yaşadık.’ Haber burada bitiyor ve altına yapılan yorumlar boy göstermeye başlıyor. http://bahcegalata.com/oyun/terorizm
İşte onlardan bu yazı kapsamında büyük önem teşkil eden bir kaçı:
‘PARDON?!’, ‘Katli vaciptir’, ‘Oha mkk oha oha…’, ‘Hangi yandaş medyanın devleti lekemelek için yaptığı haber bu?’ ‘Gerçek mi canladırma mı?’ ‘İyice şeyimciler ülkesi olduk, şimdi de ‘13’ dekine mi? ‘Peki kız mıydı yoksa erkek mi?’
Diğer haber ise ‘ajans_muhbir’ adlı ‘instagram’ sayfasından. Başlık atılmadığı ve direkt olarak konuya girildiği görülüyor:
“Adana’da Türk Vatandaşlığı alan Suriyeli şahıs; eşi, kayınvalide- si ve engelli kayınpederini bıçaklayarak öldürdü.” Devamı şu şekilde: “Şahıs ifadesinde; bıçağı kime salladığımı bilmiyorum. Kanlı vaziyetteki fotoğraflarını çekip ‘whatsapp’ hesabı üzerinden ‘durum’ olarak paylaştım” dedi. https://bahcegalata.com/
Bu haber de burada bitiyor ve hakkı olan yorumlar altında sıralanıyor.
Postların altına yapılan yorumlardan bazıları: ‘İyi günler’, ‘üç öğün yemeğini karşılayacakları bir yere götürülüyor, hayatı kurtuldu desene’, ‘hadi hayırlı olsun’, ‘Güzel Adanama noluyo böyle yav?’ vb! https://kadem.org.tr/sultanbeylide-15-kisinin-istismar-ettigi-cocuk-davasi/Bu iki hadiseyi tarif etmeye tek bir kelime gerekse; ‘felaket’ buna karşılık gelir kesinlikle. Ne var ki zaten adı bu olan bir ülkede, bu kadarı ile kalan bir ‘felaket’ ne derece bir ‘felaket’ olabileceği konusunda ‘pembe’ dışında bir renk vermiyor! https://tiyatrolar.com.tr/tiyatro/terorizm
Sağladığı standart bakış açısı ile en ağır şeyleri birden en hafif gösteren ‘sosyal medya’ böylece gerçeği pembeye katık ediyor ve biraz daha rafine hale getiriyor. Bir ‘felaket’ ona asla ‘felaket’ denemeyecek kadar hafifleşin ce de; ‘gerçek’ bundan hareketle gölgemsileşiyor ve pembemsileşiyor! https://bahcegalata.com/
‘Felaket çağı’nı başlatan ve bununla da kalmayıp adeta rengini ağartan iki hadise ‘instagram’da ve ‘twitter’ da aldığı etkileşimle ‘manipüle’ ediliyor.
‘Felaket’in tanımı olan şey, tanım olmaktan çıkıyor ve tanıtımlaşıyor! Sosyal medyada dönen her post, altına yazılan ya da emoji olarak seçilip bırakılanla durumun kendisini bir ‘felaket’e çeviriyor. https://x.com/?lang=tr
‘Felaket’ felaketi seviyor, onunla sevişiyor. İsterse sövüşüyor; yiyişip dövüşüyor ama ne ‘dönüşüyor’ ne de ‘dönüştürüyor!’
DİKKAT DİKKAT: Buraya kadar olan kısım bir ‘ön okuma’ ydı! ‘Terörizm’ adlı oyun üzerine kaleme aldığım ve sizler için bizzat değerlendirmesini yaptığım ‘Rafine ve Pembe: ‘Terörizm!’ ile hem ilgili hem de ilgisizdi! https://bahcegalata.com/oyun/terorizm
Bu nedenle size bir ‘ÖN OKUMA’ olarak verdiğim bu kısmı, şimdi okumaya başlayacağınız ‘Rafine ve Pembe: ‘Terörizm!’ başıklı yazı ile hem bir hem de ondan ayrı tutun!
Görsel: ‘Terörizm’ oyuncuları ‘sold out’ oldukları gün bu mutluluğu oyunun amacına hizmet eder bir şekilde ‘selfie’ leme girişiminde!
RAFİNE VE PEMBE: ‘TERÖRİZM’
‘Dijital çağ’a uyumlu ve onunla vibrasyonlu bireylerin ‘çevrimiçi platformlar’da, özellerine ilişkin olanı ‘kamusal alan’a inşa etme süreci ile başlayan ‘sanal ahlâki kriz’, erozyona uğrayan ‘dijital mahremiyet’ i açığa çıkararak tartışmaya açıyor. Elbette bu noktada kendi kamusalını üreten ve ifade biçimlerini ‘yara-aşındıra’ ilerleyen birey dünyası, bunu tartışılır görmediği gibi, ‘kontrol aygıtları’nı güçlendirsin de istemiyor.
Yeterli bir donanıma ve eğitim alt yapısına sahip olmayanları feda ederek bir ‘bilgi aristokrasisi’ne de yol açan bu çağ, doğurduğu ‘dijital tiranlar’la, iktidarların ‘gözetim pratikleri’ni en üst noktaya taşıması gibi kaygıları da gündeme getiriyor ama günün sonunda bir ‘bilgi’ değil ‘ilgi toplumu’ olunduğu için, kişiyi bilgisi ile değil ilgisi ile pratikliyor.
Alternatif gösteri mekanı ‘Bahçe Galata’ nın büyük imzası ‘Terörizm’ bütün bu küresel çevrimiçi durumun beş farklı epizotla ‘giriş-gelişme ve sonucu’ oluyor ve hepimize bir ‘gözetim gezegeni’ nde yaşadığımız gerçeğini deneyimletiyor.
Bu gezegende öne çıkanımız ve parlayanımızla ‘yıldız’, geride duran ve sönük kalanımızla bir gök taşından farksız olduğumuzu kesinlikle görebili- yoruz. https://bahcegalata.com/
‘Gözetleme’nin sıradanlaştığı ve sıradanlaştırıldığı bu aciz yüzyılda, Almanca karşılığı ‘überwachung’ olan ‘gözetim’ kelimesi ‘her yeri gören yer’ anlamına geliyor ve günün insanı her yerden görmek ve göstermek için deliye dönüyor. Çünkü bir tek bu sayede gelişebiliyor ve röntgeledikçe-röntgenlendikçe iyi hissedebiliyor. ‘Sosyal röntgencilik’ çağın gerçeğini sağlarken, medya kanalıyla bu ‘yasal bir zemin’ e de oturtularak normalize ediliyor.
‘Teknolojik gelişmeler’in büyük bir hızla ilerlediği ve yaşamın en etkin öğesi haline geldiği günümüzde ‘yeni iletişim’ ve ‘enformasyon teknolo jileri’ ile birlikte ‘gözetim’in değişen pratikleri ni, amaç ve süreçlerini ortaya koyan ‘Terörizm’ bir oyun süresince ‘egemenlik mekanizması’ haline gelen ‘sosyal röntgenciliği’ doğur duğu sonuçlarla birlikte ele alıyor. Kendisi dışında başka hiçbir şeye yükselmediği ve hiç kimseyle ilgilenmediği için kademeli olarak ‘duygusal bir düzleşme’ de yaşayan bu kitleyi bir galeride sergiler gibi sergiliyor. https://bahcegalata.com/oyun/terorizm
‘Modernite’ ile sistematik bir şekilde ilerleyen ‘gözetim toplumu’ adeta dijital bir ‘terörist’ gibi, ‘toplumsal yaşam’ın neredeyse tümüne sirayet ediyor. Durumdan hoşnut çoğunluk sayesinde buna bağlı olarak büyüyen ‘sosyal röntgencilik’ se ‘sosyal medya’ ile işbirliği içinde gelişiyor ve bir kültürel karakterizasyon olarak toplum tabanına yerleşiyor.‘Sosyal yaşam ’ı baskılayan ve adı dışında bir sosyalleşme sunmayan ‘sosyal medya’ yardımıyla bu kültürel karakterizasyonlar gün günden ‘rafine’leşiyor.
Bireyin önce ‘öz yargı’ sı sonraysa ‘öz saygı’sı çürüyor. ‘Terörist’ olduğu gram hissedilmesin diye bir teröristi elindeki pompalı tüfekle ‘pembe’ye boyayıp sevimli gösterebilen ve bu sayede bütün gerçekliğini manipüle eden bir ‘medya servisi’ gibi sistem var gücüyle sürekli ‘pembe’ enjekte ediyor ve ‘gerçek’ birer ikişer diğer tüm renklerini kaybederek kitlelerin her koşulda eğlendiği, hoşuna gittiği ve keyifli bir vakit geçirdiği yegane şey haline geliyor. https://bahcegalata.com/oyun/terorizm
Kaygı verici olan şu ki; kimse ‘şiddet’i ile eğlendiğinin, ‘şiddeti’nin eğlen- cesi haline geldiğinin ve/ya da bir şekilde getirildiğinin farkında değil! Ya gerçekten farkedemiyor ya da farkediyor ama bu çok fark etmiyor!
‘Şiddet’in en büyük güç olduğu ve kişiler arası bir ‘terör’ doğurduğu günü müz düzeninde, bu ‘terör’den beslenenler ve ‘şiddet’ le geçimli hale gelen- ler, ‘popülerite’nin dijital birer teröristiler! ‘Şiddet’, bu gibiler için ‘uygarlık düzeyi’nde yeni bir aşama ve gelecek kaydetmeyecek.
Bununla birlikte ‘toplumsal çürüme’nin başladığı yerdeki düzen de, hiç kimseye bir ehemmiyet vermeyecek! ‘Selfie çağı’nın müesseriyeti neyse, ‘ilerleme’ nin ki de onunla ölçülecek! https://bahcegalata.com/oyun/terorizm
‘Terörizm’ adlı oyun, günlük hayatta kişinin önce kendisine, sonra en yakı nındakine doğrulttuğu ‘şiddet’i, toplumu hedef alan ‘duygusal terör mekanizması’nın kumandasıyla yakalıyor ve ‘75 dakika’ boyunca kuman da ayaru ile hiç oynamıyor.
Bu ‘75’ tam dakika boyunca bireysel ‘şiddet’le var olmaktan sistemsel ‘şiddet’ içinde yok olan ları görmek de mümkün... Tam tersi, sistemsel ‘şiddet’ içinde var olmaktan bireysel ‘şiddet’ içinde yok olanları görmek de…Ağırlığın hangisi olduğu, ilgili tarihteki temsilde, seyirci koltuğuna oturan ve sahnedeki durumun muhattabı olan sizde sadece. https://bahcegalata.com/
Oyunu orjinali ile alsa da, uyarlama noktasında bugüne getirebilmek için ‘sosyal medya’, ‘wellness’, ‘healing’, ‘kişisel gelişim’, ‘meditasyon’ gibi günün popüler bazı kavramlarla da şekillendiren ‘Saim Güveloğlu’, oyunun sadece yönetmenliğini değil bu noktada ‘süpervizorlığı’nı da üstleniyor.
Oyun, bugün dünyasında yaşayan kişinin, içinden geçtiği ve iç içe geç tiği gündelik şeyleri ortaya koyarken, korkunç olan bazılarında verilen tepki lerin tepki verilen o şeyden nasıl daha korkunç olduğunu gösteriyor. https://tiyatrolar.com.tr/saim-gulevoglu
Epizodik yapısı bakımından ‘kamusal alan’dan, ‘yatak odası’na, ‘ofis ortamı’ ve/ya da ‘iş sahası’ndan, ‘ülke bakış açısı’na, ‘ilişki standart- ları’ndan, ‘toplum’ ve ‘sanat’ gibi kavramlara kadar, akla gelen hemen hemen, genel geçer ne kadar ne varsa, hepsine giriyor, çıkıyor ve ‘terörize’ olmuşluğa bu şekilde gire çıka, finalde kalan bir ne, bakılsın istiyor. https://tiyatrolar.com.tr/tiyatro/terorizm
Eğer buyurursanız size bir oyun boyunca, ‘terör’ün nasıl insan eliyle yaratıl mış bir şey olmaktan çıktığını; o elin bizzat kendisi olduğunu ve bu olurken nasıl bir dizi ‘toplumsal fekaket’ doğurduğunu doğan tüm bu fekaletlerin de ‘günümüz dünyası’nda nelere mal olduğunu veriyor. https://tiyatrolar.com.tr/tansu-bicer
‘Terör’, (alternatif) bir tiyatro oyunu olan ‘Terörizm’ de şu tanıma da hizmet ediyor: “Felaketler ‘can’ ve ‘mal’ kaybına yol açan, çok sayıda insanı etkileyen sıra dışı (Saylor, 1993) ve aynı zamanda ‘dehşet’ e düşüren ve korkutucu ani olaylardır.” (Norris, 2002) Eğer bu tanımı doğru kabul edersek bir ‘felaket’ in sonucu onu doğuran olayın ‘ciddiyet’iyle doğrudan ilişkili diyebilir ve ‘felaket’le ‘ciddiyet’ kavramını yan yana getirebiliriz.
Bu noktada insan önce ‘ciddiyet’i iyi anlamalı ki, ‘felaket’ in de ne demek olduğunu anlayabilsin. ‘Felaket olan’ la kastedilen nedir iyi bilebilsin ki, ondan doğan ‘terör’ hakkında subjektif karar ve yargılarla değil, gerçekten objektif bir şekilde fikir beyan edebilsin. https://bahcegalata.com/
Ne var ki, bugün insanının yapısında ‘ciddiyet’ yok denecek kadar az bulu- nuyor ve sıklıkla takınmak istemediği bir tavır olarak karşımıza çıkıyor.
Elindeki telefonun kamerası için çekim iştahı oluşturan bir an’a, o an üzerin den büründüğü gayri geçici ‘ciddiyet’ dışında, bunun için duyduğu olsa olsa zorunlu bir ‘mecburiyet’ oluyor. https://bahcegalata.com/
Mottosu ‘herşey yeterince ciddi;bi de ben olamam’ olan bir zihnin topluma yerleşkesi, ‘ciddi’ olmasını zorunda kılan bir durum oluşursa ‘ezi- yet’e dönüşüyor. Peki bu yoğun ciddiyetsiz hal içinde ‘felaket’ kendine na- sıl bir yer ediniyor? Hiçbir şekilde bir yer edinemiyor tabiğiki de. https://tiyatrolar.com.tr/defne-koldas
Eldeki telefonlar ile çekimi yapılan ve bu çekim sonucu, çekenle, çekenin gözünden çekileni gören arasında doğan bir sohbet ortamı olursa bazen oraya düşebiliyor ‘ben bir felaketin fotoğrafı ya da videousuyum’ diye. Hepi-topu o kadar. Bu şekilde bakınca, üstümüze bir başkasından değil bizzat kendimizden çöken bir ‘terör’ görüyoruz. O ‘terör’le biz de güne çöküyor; amiyane tabirle ‘çömüyor’ ve bu şekilde bi çöme bi çöke ve son derece ‘terörize’ bir biçimde yaşayıp gidiyoruz işte.
Bunu nasıl becerdiğimiz ve isteye-istemeye bir rutine bindirdiğimiz bize bunu ‘5’ ayrı epizotla anlatan, ‘Terörizm’ adlı oyunda. ‘Terörizm’ tek başına bir oyun olmaktan çok duyusal ve davranışsal olarak bizi etkileyen bir uyaran. Bu uyaran tarafından, ‘gerçek’ le uyarılan ve uyarıldığı gerçeğe, uyuduğu yerden uyanan bir kimse bir daha kolay kolay ne çekme ya da çekilme derdiyle elinde bir telefon gezinmeyecektir her yerde. Bunu varsay- mak fazlaysa bile buna giden yolda üzerine düşünmek bir çoğunun elinden gelecektir az ya da çok; bir şekilde! https://tiyatrolar.com.tr/semih-ali-aksoy
Adına ‘telefon’ dediği ve bizzat onunla ‘terörize’ ettiği ve edildiği bir dünyayı belki daha az sevebilecek ve geçici de olsa buna duyduğu iştah kesilebilecektir.
‘Görmek’ için kullanması gereken iki gözü yitirdiğini ve buna onun sebebiyet verdiğini artık bilebilecektir.
Bilebilmeli... Bilebilmeliyiz ve dahi bilinebilmeli. Bir şeyi görmek için ‘bakmak’ tek başına bir eylem olarak yeterliydi ama bu telefondan önceydi. Telefon dan sonra yapı rutin değiştirdi. https://tiyatrolar.com.tr/tolga-gunes
‘Bakmak’ için önce ‘çekmek’, görmek için de çekilene bakmak gerekti. Yani bakanın ‘göz’ değil ‘telefon’ olduğu bir ortamda ‘görme biçimimiz’ dijitalize edildi. https://tiyatrolar.com.tr/defne-koldas
Teknolojik bir buluş olan ‘telefon’ evvelden bir ‘kitle iletişim aracı’ydı ve amacı ‘iletişim’ di. ‘İletişim sağlamak’ için icad edilmişti ve öncesinde sadece ‘ev’deydi.
Sonradan ‘ceb’e girdi ama orayı pek havadar bulmasa gerek, açık havayı tercih etti ve ‘el’e eklemlendi. Şimdi aldığı öyle bir hal eklentisi olduğu o elin bir ‘on birinci’parmağı gibi…
On birinci parmak bugün küresel insanın dijital ‘g’ noktası ve öyle ki ‘vajinal’ olan unutuldu gitti. On birinci parmakla çekilen şey gerçeğin bir nesnesi ve ‘nesneleşen gerçek’, dijital boyutta kadının da erkeğin de ‘yeni orgazm meselesi!’ Ne kadar çok çekerse ve çektirirse o kadar çok görebilecek ve gösterebilecek. Sınırsızca çekerse sınırsızca görecek ve sınır sız çekilirse sınırsız gösterebilecek.
Artık çektiği ya da çekildiği şeye tanıklık edenlerin gözünde, o gözden içeri giren şeyle katettiği mesafe onu sadece ‘dijitalize’ etmeyecek.
Bir şekilde ‘terörize’ de edecek. ‘Terörizm’, bunu bir oyun olarak alışılagelmiş bağlamlarda göstererek yapmıyor elbette. Gerçeği bir renk olarak bugün bireyi nin dünyasından aldığı ‘pembe’ ile, yerleşik olduğu yerden çıkarıyor yani önce edindiği yeri iyice bir bozuyor.
Sonra...Yerinden ettiği bu ‘pembe’ ile sıradışı, hatta kimilerini buna yaban cılaştıracak denli yıpratıcı birtakım başka bağlam noktaları buluyor ve eskisi ile benzer hiçbir yanı olmayan bu ‘pembe’yi yeniden kademelendiriyor ve renk renk derecelendiriyor.
Renk derecesine göre bazı ‘ton’ lar vererek onu açıyor, koyultuyor. Duruma göre gölgede bırakıyor, duruma göre nötrlüyor.
Tüm bu kademelendirme ve derecelendirme işlemleriyle ‘pembe’, orjinal olanını da unutuyor/unutturuyor. Sahhnede bir sürü ‘gerçek’ ve ger çek olmayan ‘pembeler’ ve ‘pembe’ olan ve olmayan ‘gerçekler’ var bu nedenle!
‘Pembe’, mevcut tonlarıyla ‘Terörizm’ de bir mesele ama bu meseleye pekte ‘pembe’ girilmiyor!
‘Günün insanı’na, yalandan pembe olmuşluğuy yla kaçtığı/kaçıştığı ne kadar ‘pembe olmayan gerçek’ varsa hepsini yalatıyor ama efendi davranıyor; yutturmuyor! Kısacası, ‘seyirci üst kimliği’ ile, nu marası bilette yazılı koltuğa geçip, seyirlik bir iş bekleyeni, o seyirin ‘pembe’siyle iteliyor.
Pembeden hallice olan bu oyun, aynı anda hem bir ‘dikizleyen’ hem de bir ‘dikizlenen’ sunuyor. Bu ikisinin sahnede, oyuncular aracılığıyla kurduğu ilişki ise, gerçeğin onlar için seçtiği ‘pembe’yle, ‘Terörizm’ in kendisi oluyor. ‘Terörizm’ adlı oyundan çıkan, geriye dönüp de ‘az önce tam olarak ne oldu bu izlediğim oyunda’ diye sorarsa; işte şu bağıra çağıra: https://tiyatrolar.com.tr/fatih-sevdi
“Görmen için sana verilen bir organ olarak vücudunda bulunan gözünle değil, eline ‘bir on parmak uzantısı’ olarak organlanan telinle (telefon) görüyorsun. Onunla önce çekiyor, sonra çektiğin şeyi o anki moduna ve tepkisel koduna göre örüyor hala bakman gereken birşey kalmışsa ve bunu yapmak seni yormazsa görüyorsun!”
‘Terörizm’ bu önermeyi vererek ve verirken seyirciyi yer yer zorlayıp yer yerde gererek, ‘hakikat’ i eşeliyor.
‘Hakiki duran’la bir ‘hakikat’ olarak orada duranı, aralarındaki ‘iletim-işitim ve iletişim’ in parçalarına ayırı yor ve ‘dijital göz’lerce ‘gerçekli- ği azaltılmış bir dünya’yı, günümüze ‘Rus Yazar Kardeşler’in metni ‘Terörizm’ le sunuyor.
‘Bahçe Galata’, yaşanan çok ‘güncel varoluşsal sorunlar’a ve bunalım lara yaptığı yerinde göndermelerle sezonun en iyi ve en gerekli işlerinden bir tanesi kesinlikle.
Çöken ‘Çağdaş Rusya’yı anlatmak için ‘milenyum’ başların da yazılmış olan bir oyunun, aradan yaklaşık çeyrek asır geçmiş olma sına rağmen gün celliğini koruyarak ‘günümüz dünyası’na aktarımda bulunması ve ‘günde lik durumlarımız’ın karşımızda adeta birere yansıma efekti gibi durması, onu tartışmasız ‘kült bir iş’ yapıyor.
Belli mevcut durumlarımızın belli anlarda o ve ya bu mekan(lar)da geçilen kısa özetleri, özetcikleri de gibi olduğu da düşünülebilir bir bakıma. Şans ki...‘Türkiye’de ‘Bahçe Galata’ nın girişimi ile ‘Türkçe’ oynanıyor ve düşünmeyi ana dili gibi ‘Türkçe’ yapanlar için anlamayı kolay hale getiri- yor.
Ama oyunu gerçekten anlamak için ‘eski’ ya da ‘yeni’, ‘geleneksel’ ya da ‘ilkel’, ‘sıradan’ ya da ‘sıradışı.’
Bunlardan hangisiyiz ve henüz değilsek, hangi bir tanesi olmak isteriz? Bir sonraki satıra geçmeden önce durup bunun üzerine otuz saniye düşünmeyen yazının geri kalanına devam etse de ne demek istediği tam anlamıyla idrak edemez. Bakın yarattığım ‘algı’ üzerin- den sizi nasıl da terörize ettim değil mi?
Neden böyle bir yerden almak durumunda kalalım, bu niye olsun? Hangi yeni, hangi eski, hangi geleneksel, hangi ilkel, neyin sıradanı ya da sıradışısı diye çokçabuk bir şekilde iç aksiyon alıp yükselen olduysa içinizde gerçekten harikulade. Doğru bir okuma yapmak için düşünen profil,bu yazı biter bitmez soluğu hemen ‘Bahçe Galata’ta, ‘Terörizm’ de alsın bence!
Çünkü eğer hemen davranacak ve soluğu ‘Bahçe Galata’ da alacak olursa, bunun gibi nicesine tanık olacak! Ama dediğimi yapan ve otuz saniye tutup düşünen olduysa onlar yazıyı baştan alsın ve bu kısımda yeniden terörize olmamanın yoluna baksın.
Peki ‘Terörizm’ bir oyun olarak izlendiğinde ne olacak? Giden ve izleyen ‘tek tipleştirilmiş görüş açısı’nın egemen olduğu birey dünyasında giderek daha rutine binen/bindirilen, adına da ‘algı yönetimi’ denen şeyin dibi ni boylayacak. Bunu yalnızca ‘fiziksel boyut’ta değil ‘zihinsel boyut’ta bir operasyon olarak alacak.
Mesela az önce ‘30 saniye dur düşün’ dediği bölümde algısı ile oynadığım o okuyucu bu yazıyı ve algısıyla nasıl oynadığımı bizzat hatırlayacak ve;
‘yaptığın gerillanın da; yazdığın yazının da’ diyerek beni bir güzel anacak. Karşılıklı olarak ‘dijital bir g noktası’ yaratmış olacağız ama aynı zaman da duruma ayık olduğumuz için kontrolsüz değil kontrol edilebilir bir haz yaşayacağız.
‘Presnyakov Kardeşler’ in ‘milenyum’ çıkartması olan ‘Terörizm’, toplumsal olaylara duyarsızlaştığı ölçüde kendi başına gelenlere hassaslaşan günümüz insanı üzerine sadece bir ‘karanlık komedi’ olmaktan çok daha fazlası elbette. Tür olarak buna girse de, bunu demek ve çekilmek çok özel bir işi ait olduğu türle özdeş kıldığı an basitleştiriyor. Yani ‘iyi bir kara komedi örneği’ olan herhangi bir işten söz eder gibi oluyor ve bu da işi sıradanlaştırıyor.
Oysa, alternatif gösteri mekanı ‘Bahçe Galata’ tarafından uyarlanan ‘Te- rörizm’ de, bu uyarlamanın metne sağladığı yeni kazanımlar, onu en çok bir ‘kara komedi’ olmaktan çıkardığı an başkalaştırıyor...
Oyundan bir nedenle söz ederken bu değerlendirmeyi de beraberinde sunmak gerekiyor.
Alternatif adaptasyonu ve güçlü oyuncu kadrosu ile yeni ve yaratıcı dokunuş lar alan ‘Bahçe Galata’ yapımı ‘Terörizm’, şehir yaşamından sunduğu beş farklı epizotta;
‘mağdur’ların, ‘fail’lerin ya da ‘vahşice eylem’lerin değil; ‘korku’ ve ‘şüphe’ nin sıradanlaştığı, dağılmış bir toplumda birbiri ne düşmüş bireyle- rin, birbirini ötekileştirmişlerin röntgenle, ‘kara komedi’ sularında yüz- mekten çıkıyor ve verdiği rejiyle oyuna kazandırdığı bir başka tür olan ‘kur gu-gerilim’ sularında yüzmeye başlıyor...
‘Observer Gazetesi’nin, ‘günler süren siyasi tartışmalara kıyasla daha fazla sarsıcı düşünce ortaya koyuyor’, dediği ‘Terörizm’de sıradan insanlar birbirine düşman, dışarıdan gelen yabancıyaysa çok daha düşman.Bilet alıp, oyunu izlemek üzere seyirci koltuğunda yerini alanın bu nedenle sorması gereken çok temel bir kaç zorunlu soru şu: ‘Ben hangi sıradan insanım, kim benim düşmanım, ben kim için düşmanım? İçeride olan mıyım yoksa dışarıda mıyım?’
Ama bundan da önce, ‘terörizm’ e bir sözcük olarak bakmak ve pek de eski olmayan geçmişiyle selamlaşmak, oyunun ‘ön ödevi’ potansiyel izleyiciye.
‘Bağımsız’ bir içerik üretici yapı olarak ‘Sahneden Biraz’ bu noktada ‘Fransız Akademisi’nin sözlüğünü buldu ve kaynak olarak aldı; okudu.
Sözcük, akademi sözlüğüne, ‘1798’ de, ‘1793-1794 dönemi’ni belirten ‘terör düzeni’, ve ‘yönetimi’ anlamıyla giriyor. Gerek ‘terörizm’ gerekse ‘terörist’ sözcükleri için sözlüklerin saptadığı en eski kullanım tarihi ise güvenilir kaynaklarda bir kayma yoksa, ‘1974’.
Bu yazının şu anda kaleme alınıyor olduğu yıl; ‘2024.’ Yani üstünden geçen tam ‘50’ sene ve bugün bireysel dünyası içinde ‘terör’e yer veren de, verme yen de adına ‘terör’ dediği ile, potansiyeli ölçüsünde, ‘soft’ ya/da ‘hard’ bir şekilde kendinden ‘terörize.’
‘Rus Yazar Kardeşler’, başında her ne kadar ‘Çağdaş Rus Toplumu’-nun çöküşünü kaleme almışsa da, çıkış noktası bu olan oyun, genel hatlarıy- la ülkeden ülkeye küçük farklılıklar göstermekle beraber, çökenin sadece ‘Çağdaş Rus Toplumu’ üzerinden ‘çağdaş dünya toplumları’ olduğu nu ispatlar durumda.
Meraklısı için bilgisini ‘Türkiye’ ile sınırlı tutmayarak, ülkeler ölçeğinde geçmek gerekirse, oyun dünya prömiyerini, ‘2002’ yılında ‘Moscow Art Theatre’ (Moskova Sanat Tiyatrosu)’nda yaptı.
https://tiyatrolar.com.tr/presnyakov-kardeslerİngiltere prömiyerini ‘2003’de ayrıca gerçekleştirerek ‘Londra’da; ‘Royal Court Theatre’da ve ayrıca ‘Cygnet Theatre Company’, ‘Bridewell Theatre’da sahnelendi. ‘Türkiye’de ise ilk kez, ‘Galata’da bir oyun ye- ri’ sloganı ile yola çıkan ‘Bahçe Galata’ tarafından uyarlandı ve ‘Türkçe’ yorumlandı.
‘2020’de ‘Tülin Özen’, ‘Tansu Biçer’ ve ‘Saim Güveloğlu’ tarafından gösteri dünyasına bir alternatif sunmak amacıyla kurulan ‘Bahçe Galata’, oyunun prömiyerini büyük bir gururla ‘27. İstanbul Tiyatro Festiva- li’nde yaptı.‘Nora 2’ ve ‘Bizi Öldürmek İsteyen Muhteşem Hayat’ tan sonra, sahneye koyduğu üçüncü iş olan ‘Terörizm’ le ‘Bahçe Galata’, yeni sezon için izi istese de silinmez bir imza. https://bahcegalata.com/oyun/nora-2
Kendisini ait hissetsin/hissetmesin, kişinin bir parçası olduğu dünya ve için- de durduğu toplum ile ilgili olarak, bir ‘gün sonu’ alması için, bu sezon izlemesi zorunlu olan bir iş ‘Terörizm.’ Ancak bu nasıl olmaz, onu da izah ediyor olsun size ‘Sahneden Biraz’: https://bahcegalata.com/oyun/terorizm
Görsel:‘Terörizm’ adlı oyunun ana uyaranı; ‘Marilyn Monroe.’
Türünün örneği bir ‘kara komedi’yi, rastgele izlemek için ‘Bahçe Gala- ta’nın yolunu tutmuş olan ve oyunun çok üstünde durduğu ‘artık gör ve düşün... https://tiyatrolar.com.tr/presnyakov-kardesler
Çünkü çok uzun zaman oldu ve ne gördün ne de düşündün’ tespiti- ni hiçe sayan, ‘görmeyeceğim ve düşünmeyeceğim sana- ne be sana mı soracağım bi de’ kafasına giren ve orada kalıp düşünmemek için kendi ni bitiren kitle. Evet, onlar tek bir kere izlemiş olmayı bile fazla sayabilir kendine. https://bahcegalata.com/
Oysa gerçekten hiç düşünmeseler ama ‘Terörizm’ i izlemeye gitseler ne ka dar güzel olur.
Bir gün ‘mükemmel zihin’leri kendileri ile değil bir oyunun verdikleri ile dolsa. Bu bizim çok sıradan ama havalarında girip ‘Alan Kadiköy’de boy gösterse ler bu gerçekten efsane olur. https://bahcegalata.com/
Her yeni ‘selfie’de, kendisini o çok alıştığı ‘mükemmellik’ hissi ile kadraja alan.... https://bahcegalata.com/
Ve bu ‘aşırı mükemmellik’ten doğan bıkkınlıkla bu defa nasıl sıradanlaş- sa, neyle sıradanlaşsa ve bu kadar ‘mükemmel’ olmaktan uzaklaşsa diye çözüm arayan kitle değil mi bu sonuçta. Bir günlüğüne ‘Terörizm’ e gide- cekler ve ‘mükemmel hissetmeyecekler’ daha ne?
Oyunun yönetmeni ‘Saim Güveloğlu’ nun da dediği üzere, ‘yaşanan şid- det, gerçekliğiyle değil filtreli gülen yüzlerin arkasına gizlenmişliği ile karşımızda.’ Belki de sırf bu nedenle ‘Terörizm’ de, dekor ve kos tüm tek bir renk seçimi ile ‘pembe.’
Karanlık bir atmosfer sunması gerekirken bunun yerine ‘pembe’ yi yeğleyen ‘Güveloğlu’, ‘çek bi pembe bitsin gitsin işte’ işte diyor seyirciye de. Bunu resmiyette dile dökmese de yarattığı işle espiriliyor kesinlikle!
‘Güveloğlu’, ‘Terörizm’ de, metnin güncelle ilişkisini çok direkt, ‘rafine’ ve ‘pembe’ kuruyor. Bize tam şu andan, bizim bu anla olanımız ve olmayanımızdan bakıyor. Bu da tam anlamıyla demek oluyor ki, bu iş ne zaman gösteri mekanı ‘Bahçe Galata’ tarafından sahnelenirse ve de yönetmen ‘Güveloğlu’ tarafından yönetilirse: https://tiyatrolar.com.tr/saim-gulevoglu
Birey dünyasında ‘güncel’ olan yani bireyin günceli olan da bir dekor gibi oyunun beraberinde gelecek ve rafine bir ‘terör’ hepimizle ‘pembe pem- be’ sevişecek. Bu yönüyle ‘Terörizm’, hepimizin sanat pratiğindeki yeni eklentisi ve vuruş bir ifadeyle, ‘Bahçe Galata’ tarafından ‘bugün dünya- sı’na yapılan ‘kült’ bir okumanın ta kendisi.
!: Bu çalışma, sanatçı ‘Emma Connoly’ nin, ‘Sahneden Biraz’ın, ‘köşe kapanış duvarı’ için yaptığı özel çalışmasıdır.
SAHNEDEN BİRAZ VEDASI:
“Hayata dil çıkar ve dilin içeride değil dışarıda ver ayar. Yer, zaman, mekan ve durum her ne olursa olsun, motton bu olsun. Kafana da benim gibi, ‘şapka’ dışında başka hiçbir şey takma!” Bir sonraki yazıda buluşana kadar geçecek olan süre zarfında,‘az öl-çok yaşa’ ve sanatı kafala!
Ares Kıvanç D.
a
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.